Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanııcı Adı: Şifre: Beni hatırla
Forum kuralları dahilinde bulunan her konuda yazışabilirsiniz.
  • Sayfa:
  • 1
  • 2

BAŞLIK: Sorun damarda değil YÖNETMELİK

Sorun damarda değil YÖNETMELİK 21 Oca 2015 02:08 #9

  • barisltd
  • barisltd Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Platin Uye
  • Cats bite!
  • Gönderiler: 2346
  • Teşekkür Sayısı: 2338
  • Başarı: 9
Değerli arkadaşım,

Ben bu işi dün yapmaya başlamadım. Türkiye'nin ilk 10 açılan kurumundan birinin yöneticisiyim. 20 yıldan fazladır yapıyorum. Sadece Türkiye değil, yurtdışındaki, gelişmiş ülkelerdeki uygulamalarında ciddi bir kısmını bilirim. Tüm bunlara rağmen diyorum ki, benim ne dediğimin önemi yok ama bu konulardaki kararlar ortak bir akılla, yani bu işi bilen insanların, akademisyenlerin, sektör temsilcilerinin vs. uzlaşısıyla alınsın.

Bunun neresine itiraz ettiğinizi anlamıyorum.

3 ayda bir gelen veya ayda 1 hafta gelen kişinin eğitim hizmetinden yararlanamayacağını iddia edemez, söyleyemezsiniz. Çünkü elinizde bununla ilgili bir veri yok. Peki ben size aksini gösterirsem siz bunu kabul edebilecek misiniz? Elbette böyle bir eğitimin ideal ve istenilen bir şey olduğunu iddia edecek değilim. Ben de velimin 3 ayda 1 yerine her ay düzenli gelmesini tercih ederim. Ama böyle gelmesi yapılan işin boşa olduğunu göstermez.

Sanıyorum siz bilgi sahibi değilsiniz ama Ev Destekli Eğitim dediğimiz uygulamalar mevcuttur. Bu eğitimlerde 1 hafta veya 10 gün içinde hem çocuğa eğitim verilir, hem de velinin eğitime aktif katılımı sağlanarak neler yapacağı öğretilir. Daha sonra bir sonraki eğitim dönemine kadar ailenin evde uygulayacağı eğitim programı hazırlanarak kendisine verilir. Sonraki gelişinde eğitim programının ne kadar başarılı olduğu, nerelerde esksik kaldığı tespit edilerek yeniden eğitim programı düzenlenir.

Bu sistemin başarısı sizin düşündüğünüz veya zannettiğinizden çok daha fazladır. Zaten yurtdışından veya uzak bir ilden gelen birisine "her hafta 2 derse geleceksin" diyemezsiniz.

************

Sizin tahmininizin aksine kurum sahipleri düzenli eğitimi tercih ederler. Benim verdiğim örnekler istisnadır. Küçük bir yüzdedir. Çoğu kurum eğitim programının son derece düzenli olmasını uygulanabirlik açısından tercih eder. MEB istediği için değil. Daha önce bahsettiğim gibi uzun periodlarla gelen çocukların yerleştirilmesi ve eğitiminin planlanması düzenli gelenlerden çok daha zordur.

***************
8 saat çoktur, azdır kısmında sadece varsayımda bulunuyorsunuz. Neye göre, kime göre az veya çoktur? Bana göre kimi çocuk için çok fazladır, kimisi için yetersizdir. Bizim hiç eğitime almayıp sadece takip ettiğimiz çocuklar bile oluyor. Sadece ailesine, öğretmenine yapılacak basit önerilerle halledilecek bir sorun için 8 saat çok fazladır. Ağır engelli bir down sendromu için 8 saat çok azdır. 20 saat bile azdır. Çünkü sadece Zihin Engelliler programı değil, Konuşma, Fizyoterapi vs. pek çok hizmetten yararlanması gerekir.

Kaldı ki, benim altını çizdiğim konu 8 saatin az olması veya çok olması değil, devletin ödediği miktarın 8 saate endekslenmiş olmasıdır. Bakın, devletin bireysel eğitim için kaç para ödediği belli. İsteyen veli bu paraya 20 seans eğitim veren kuruma gidebilir, isteyen 8 seans eğitim verene gidebilir. Ama şimdiki mevzuatla bu mümkün değil. A kurumu da, B kurumu da aynı fiyata aynı miktarda eğitimi vermek zorunda...

****************

Alan öğretmeni konusuna gelince... Siz bu alanı kimlerin kurduğunu düşünüyorsunuz? Özel Eğitim Öğretmenlerinin mi? Eğer öyleyse ciddi şekilde yanılıyorsunuz. Bu alanı fizyoterapistler, Çocuk Gelişimciler ve EPH (Eğitimde Psikolojik Hizmetler, yeni adıyla PDR) kurdu. Hatta Özel Eğitim Bölümlerini kuran ve öğretim üyeliklerini yapan kişiler de bu mesleklerdendir. Şimdi PDR'ciler doğru dürüst derse giremiyor, Çocuk Gelişimcilerin ne olduğu belli değil, fizyoterapistler de aynı işe hastanede 100, özel eğitimde 50TL alıyor. Özel Eğitim Öğretmenleri bu alana en son dahil olan meslek grubudur. 97-98 yıllarından sonra alanda çalışmaya başlamıştır. O dönemde de özel eğitim öğretmenleri tümüyle devletin özel alt sınıflarında çalışmak üzere yetiştirilmiştir. Özel Eğitim Merkezlerine yönelik eğitim almamıştır. Örneğin eski müfredat tamamen davranışçı yaklaşım üzerine kurulmuştur. Oyunla terapi vs. hiç yoktur. Küçük yaş çocukların/bebeklerin eğitimine yönelik altyapı yoktur.

Evet, Özel Eğitim Öğretmenleri bu alanın çok önemli unsurudur. Ama her çocuğun dersine uygulamacı olarak girmesi gerekmez. Bakın ABD'de dil sorunu için çocuğun değerlendirmesini ve programını Konuşma Pataloğu (uzman) yapar. Ama eğitimini 2 yıllık ön lisans mezunu Konuşma Terapisti verir. Yani program hazırlayan kişinin mutlaka uygulamacı olması da gerekmez. Kaldı ki, 2 saat zorunlu eğitimciyle ne yaptığımızı düşünüyorsunuz? Dostlar alışverişte görsün mü? Diğer eğitimciler fasülyeden ama ne yapalım işte 6 saate birilerini yazmamız gerekiyor diye mi derse giriyorlar.

Siz elbette, bunları "zorunlu personel bulma ve maaşları" konusundaki kaygılarımız nedeniyle yazdığımı düşünüyorsunuz. Bilesiniz ki benim kurumumun hiç bir zaman böyle bir sıkıntısı olmadı. İhtiyaçtan fazla zorunlu eğitimcimiz var. Ancak, bir çocuk gelişimcinin veya psikoloğun çok daha yararlı olacağını düşündüğümüz bir çocuğa zorla "zorunlu eğitimcinin" dayatılmasına anlam veremiyoruz. Zorunlu eğitimci bir yana "zorunsuz eğitimcilerin" yani resim, müzik, güzel sanatlar, beden eğitimi vs. hiç bir şekilde katkısının olmamasını nasıl yorumlayacaksınız? Sizce bu çocuklar bu aktivitelerden yarar sağlamaz mı?

*************

Bakın siz de kurumların gelirlerine giderlerine takılmışsınız. Önemli olan gelirler, giderler değil neyin uygun ve optimal olduğu.. Gelir, gider onun arkasından gelir. Eğer doğru olanla para kazanamayacaksak gerekirse bu işi yapmayız. Ama hem eğrisini yapmaya zorlanıp hem de zarar edeceksek bu eziyeti niye çekiyoruz. Yani pansiyon parası ödeyip Hilton şatafatı beklemenin anlamı yok diyorum.
Mavi BARIŞ ÖZEL EĞİTİM ve REHABİLİTASYON MERKEZİ
Son Düzenleme: 21 Oca 2015 02:17 yazan barisltd.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: TURGAY, ahmetali, gulumse ve bu kullanıcının diğerlerinden 5 teşekkürü var

Sorun damarda değil YÖNETMELİK 21 Oca 2015 08:56 #10

  • faruksevindi
  • faruksevindi Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Kıdemli Uye
  • Gönderiler: 70
  • Teşekkür Sayısı: 108
  • Başarı: 1
Kulakları çınlasın, Allah ömür sağlık ve esenlik versin.

çok değerli bir eski MEB bakanımızın odasında sektör sorunlarını tartışırken sayın bakanım dediki;

"Başkan işin çok zor.

buraya daha ilk geldiğimde bir üst bürokrat geldi sayın bakanım bu özel eğitimcileri bitirmemiz lazım

adamlar tonlarca para alıyor. şu kadar çocuk için şu kadar para alıyorlar.

bu benim maaşımın şukadar katı.

ben de dedim ki;

hemen istifa dilekçeni getir git o işi yap. Bu adakların

ssk sı var
stopajı var
üç ayrı vergi kalemi var
personel maaşı var
kirası var
mazotu var
bir sürü işletme gideri var......"

Allah razı olsun sayın bakanım dedim. bir şey söylememize gerek kalmadı.

Anladığınız gibi;

sorun mantalitede.

İşletme sorumluluğu olmadan, konuşmak çok kolay.

Yaptığım görüşmelerde sektörde işletmeci arkadaşlarımın ciddi borç yükleri var.
yarıdan fazlası tansiyon, kalp vs rahatsızlığa sahip.
Her kes dertli, umutsuz, değersizleştirme çabalarına yenilmiş.

Birlikte hizmet sunduğumuz çalışma arkadaşlarım ile işletme sahibi arkadaşlarımın fedakarlığı derken bunu boşuna söylediğimi sananların da sorumluluklarını düşünmeleri lazım.
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon alanı özel bir alan bunu makine imalatı alanı gibi kurguyla yönetmeye çalışmak oldukça zor bir iş. hele ki kamunun ağır refleks ve önyargılı anlayışı işi daha da zorlaştırıyor.

Kim sofrasındaki zeytini haram gelir üstüne kurmak ister.
oysa çok kolay şey bu alanın haramdan beslendiğini atfetmek...
ve her uygulamaya yüksek kuşkuyla bakmak...

"Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: "Şu helaldir, şu haramdır" demeyin;...(Nahl suresi, 116)"

sadece önyargısız bir yaklaşımın herşeyi çözeceğine inanıyorum.

Biz var gücümüzle çalışıyoruz tüm bu sorunları aşmak için.

saygılarımla...
Son Düzenleme: 21 Oca 2015 08:57 yazan faruksevindi.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: Kalemdar, ahmetali, gulumse ve bu kullanıcının diğerlerinden 3 teşekkürü var

Sorun damarda değil YÖNETMELİK 21 Oca 2015 09:46 #11

  • DUM
  • DUM Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Kıdemli Uye
  • Gönderiler: 57
  • Teşekkür Sayısı: 20
  • Başarı: 1
Daha önce de defalarca belirttik ama bir kez daha saptamanın tamamen doğru olduğunu belirtelim;
' Sorun günlük hayatın gerçeklikleriyle örtüşmeyen ve doğal olarak da kurumların işleyişlerine cevap veremeyen yönetmeliktedir'. Damar okuma bu anlamda zaten sorunlu olan işleyişleri çözmek yerine, sorunu içinden çıkılmaz bir hale getirecektir.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: gulumse, ozeltercih

Sorun damarda değil YÖNETMELİK 21 Oca 2015 10:10 #12

  • ozeltercih
  • ozeltercih Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Platin Uye
  • Gönderiler: 674
  • Teşekkür Sayısı: 371
  • Başarı: 4
Sayın telkin, arkadaşlarımızın söylediklerine küçük bir ilave yapayım. Sayın eski Genel Müdürümüzle yaptığımız görüşmede de söylemiştim size de söyleyeyim;

Siz gerçekten kurumların şöförlerini sokağa salıp "tuttuğunuzu derse getirin" filan mı dediklerini sanıyordunuz bu iş planından önce??


"isteniyor"!! Kim tarafından, hangi donanımla, hangi ortak akılla??
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

Sorun damarda değil YÖNETMELİK 21 Oca 2015 10:38 #13

  • tartanc
  • tartanc Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Platin Uye
  • Herşey neye layıksa ona dönüşür.
  • Gönderiler: 3227
  • Teşekkür Sayısı: 2522
  • Başarı: 43
Gece yarısı güzel bir tartışma olmuş. :woohoo:


Sonuç: Sektör ayakta :blink:
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
  • Sayfa:
  • 1
  • 2
Sayfa oluşturma zamanı: 0.345 saniye
Sistem Kunena Forum