Köşe Yazarlarımızdan Fizyoterapist Eylem Tan

 
PLAY ATTENTION
Geçtiğimiz hafta dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite problemine kısaca değinmiştim..Bu problemin aşılmasına yardımcı olmak için hekimlerimizin önerdiği medikal desteğin dışında alternatif birçok yöntem uygulanmaktadır. Bunlardan biri de Play Attention’dır. Uygulama alanlarımızdan biri olan Play Attention hakkında ,bu hafta genel bilgiler vermek istiyorum.Önümüzdeki haftalarda da teker teker nelere iyi geldiğini aktarmak istiyorum..

PLAY ATTENTION’IN ALTYAPISI 
NASA, 1990’ların başında “neurofeedback” ile uçuş simülatör eğitimini bütünleştirdi. Konsantrasyon eksikliğinden kaynaklanan kaza riskini azaltmak için astronotlara dikkatlerini artırma öğretildi. Dikkati gösteren beyin dalga aktivitesini izleyerek astronotlar anlık dikkat kaybını bilgisayar simülasyonun gösterdiği gibi görebilmektedir. NASA’nın bu araştırmasından esinlenerek Play Attention tasarlanmıştır. Play Attention, NASA’nın eğitim yöntemini büyük ölçüde geliştirmiştir. Play Attentionın, şuanda 3 patent sahibi var ve hala sırada bekleyenler var. 
NASA’nın isteği üzerine Unique Logic + Technology, Inc., şirketinin kurucusu ve CEO’su Peter Freer, 2005 yılında Washington’daki Ulusal Uzay Topluluğunda (National Space Society) şuan dünya genelinde kullanılan NASA’dan esinlenen teknolojinin kullanımı ile ilgili ders vermiştir. 
Ayrıca Freer, Viyana’da Birleşmiş Milletlerde konuşmuştur. Uluslar Arası Atom Enerjisi Ajansıyla (International Atomic Energy Agency) birlikte Kişi Performans Yönetimi konusundaki bir makalenin yazarlarından birisidir. 

GENEL BAKIŞ 
Devam eden araştırmalar, dikkatini toplamada zorluk yaşayan öğrencilerin akademik alanda mücadele etme ihtimalinin bir hayli düşük olduğunu göstermiştir. Bu durum, sınıf derslerini anlama, ödevleri zamanında bitirme, dürtüsel ve zarar verici davranışlarından uzak durma yeteneklerini kapsar fakat sadece bunlarla da sınırlı değildir. Bu yeteneklerin yokluğu genellikle düşük performansa ve çalışma zamanında büyük ölçüde artışa yol açar ki bu durum sadece özgüveni değil aynı zamanda bir öğrencinin sosyal/akademik gelişimini de olumsuz etkiler. 
Play Attention, dikkat problemi yaşayan çocuklar için zayıf olan nöral ağlarını güçlendirerek bu sorunları vurgulamak için özel olarak tasarlanmış tam bir beceri geliştirme protokolüdür. Tutarlı ve yapılandırılmış eğitim sayesinde bir öğrenci istekli olarak odaklanma, yönergeleri takip etme, dikkat dağıtıcıları göz ardı etme ve sınıfta başarısını engelleyecek davranışlarını kontrol etme becerilerini artırır. 

GENEL BİLGİ 
Play Attention, davranış şekillendirme, mesleki eğitim, veri değerlendirme ve diğer destek özelliklerini kapsarken sistemin çekirdeğini kullanıcının beyin dalgalarını doğrudan okuyan sensorlar oluşturur. Patentli donanım ve yazılımla birlikte bileklik, dikkati öğrencinin gerçek zamanlı görebileceği somut bir değere dönüştürür. Bu şekilde dikkat kavramı ölçülebilir hale gelir ve dolaysıyla sürekli geribildirim yoluyla bir beceri olarak öğretilebilir. 
Play Attention’ın (nöro veya biofeedback gibi benzer uygulamalar) dayandığı bilim, 25 yıldan fazla süredir varlığını sürdürmektedir. Fakat bu eğitim programı benzersizdir ve sadece performans sonucuna doğru ilerler. Play Attention’ın başarısı, öğrencinin gerçek yaşamda ne gösterdiği ile değerlendirilir; yaygın örnekler arasında ödevleri uygun zamanda bitirme becerisi veya çoklu yönergeleri takip edebilme becerisi gösterilebilir. Öğrencilerin kullanabilecekleri kalıcı zihinsel araçlar sağlanarak ayırıcı işlem, görsel takip ve dikkati sürdürme gibi diğer becerilerin de geliştirilmesi sağlanır. Kısacası, Play Attention, doğuştan daha önce yapamadığı şeyleri yapması için öğrencinin beynini “eğitir” 
“20 yıldan fazla süredir özel eğitim alanındayım. Play Attention, dikkat sorunları için benim gördüğüm bilimsel tedavilerin en iyisi.” - Dr. Sam Dempsey, Olağanüstü Çocuklar Program Yöneticisi, Winston- Salem Forsyth Co. Schools 

Mutlu Haftalar…

 

 

 

 
DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) nedir?

Okul, ev ve arkadaş çevresinde günlük yaşam faaliyetlerini etkileyecek düzeyde dikkat eksikliği, aşırı
hareketlilik ve/veya dürtü kontrolünde bozukluk ile ortaya çıkan nörolojik temelli bir hastalıktır. Bu 3
alandaki zorluk düzeyine göre de klinik tablo 3 alt gurupta incelenir:
1-Dikkatsizliğin belirgin olduğu gurup
2-Aşırı hareketlilik ve dürtüselliğin belirgin olduğu gurup
3- Yukarıdaki 2 guruptaki belirtilerin eşit olduğu gurup
Belirtileri Nelerdir?
Dikkatsizliğin belirgin olduğu olguların bir faaliyeti düzenlemesi ve sona erdirme
si çok zordur. Ayrıntılara dikkat etmezler, yönergelere uyamazlar. Karşılıklı konuşmaları takip etmekte zorlanırlar, dinlemiyor gibidirler. Sanki gün içinde rüyada gibi dalgındırlar. Dikkatsiz hatalar yaparlar. Yavaş ve isteksizdirler. Öğretmenin istediği ödevi anlamakta zorlanabilirler. Yapar görünseler de ne ile yükümlü olduklarını anlamayabilirler. Günlük olağan işleri yaparken, kolayca başka bir uyaran ile dikkatleri o yöne kaydığı için tamamlamakta güçlük çekerler. Ev ödevini uzun sürede yaparlar; ödev yapma adeta 
anne ve çocuk arasında savaşa döner. Ödev bitse bile hatalar ve silgi izleri ile doludur. Devamlı zihinsel yoğunlaşma gereken faaliyetlerden kaçınırlar. Ancak sevdikleri bir işi yaparken (TV seyretmek gibi) dikkat ederler. Unutkandırlar. Eşyalarını sık kaybederler.
Aşırı hareketli kişiler kıpır kıpırdır ve çok konuşurlar. Yemek yerken, ödev yaparken bile uzun süre oturamazlar. Küçük çocuk iken devamlı koşar, atlar, zıplar ve tırmanırlar. Gürültülü oynarlar. Ergenlikte her şeyi yapmak, denemek isterler. Devamlı bir şeyler ile meşgul kalma ihtiyacı içindedirler. Dikkatleri iyidir.
Dürtü kontrolünde zorluk, düşünmeden davranma, uygunsuz zamanlarda uygunsuz biçimde konuşma, başkalarının sözüne kesme, haklarına müdahale, sıra bekleyememe şeklinde ortaya çıkar. Küçük çocuklar arkadaşına kızınca vurur ya da sormadan oyuncağı elinden alır. Soru tamamlanmadan cevabını yapıştırırlar. Düşünmeden hareket ettikleri için yaralanma ve kazalara diğer çocuklardan daha sık maruz kalırlar.
Her 2 gurubun özelliğini taşıyanlar ise bu belirtileri eşit oranda gösterirler.

Bu Belirtileri Gösteren Her Çocuk DEHB Tanısı Alır mı?
Her çocuk zaman zaman dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ya da dürtüsellik gösterebilir.
Okul ya da ev ortamındaki stres, fark edilemeyen epilepsi (sara) nöbetleri, kaygı, depresyon ve beyin işlevlerini etkileyen diğer hastalıklar, başarıyı etkileyen öğrenme güçlüğü, orta kulak enfeksiyonuna bağlı geçici sağırlık, zor bir faaliyettin sıkıcılığı ve bunaltıcılığı, geçici olarak bu belirtilerin çıkmasına neden olabilir. Sadece bu geçici duruma dayanarak DEHB tanısı konamaz.
Tanı için, bu belirtilerin 7 yaşından önce başlaması, en az 6 aydır sürmesi ve kişinin okul, oyun alanı, ev ve toplumsal alanlardan en az 2’sinde ilişkilerini olumsuz etkilemesi gerekmektedir. Okul öncesi dönemde genellikle hareketlilik ve dürtüsellik ortaya çıkar. Belirtilerin en kolay fark edildiği yaşam alanı çoğunlukla okuldur. Öğrenmenin yetersizliği, disiplini bozucu davranışlar öğretmeni yakındıran temel sorunlardır.

Sık bir Hastalık mıdır?
Toplumda ortalama %3-7 hatta bazı kaynaklarda %10 olguda bu tanı konmuştur. 25-30 kişilik bir sınıfta en az 1 çocuğun bu tanıyı alma olasılığı vardır. Erkek çocuklarda kızlara göre 3 kez daha fazladır. Dikkatsizliğin belirgin olduğu tip ise kızlarda daha çoktur.

DEHB Neden Olur?
Öncelikle bilmeniz gereken, çocuğunuz yetiştirme yönteminiz ve ona karşı tutumlarınızın, bu sorunun oluşumunda bir etkisi yoktur. Bugün ki bilgilerimiz, bu hastalığın genetik eğilimle ilişkili nörobiyolojik bir temeli olduğunu göstermektedir. Çevresel faktörler sadece var olan belirtilerin daha şiddetli olmasına neden olabilir. En çok suçlanan faktörler, annenin gebeliğinde alkol ve sigara tüketimi, okul öncesi dönemde çocuğun kurşun gibi ağır metallere kronik olarak maruz kalması, allerjik ve katkılı gıdaların tüketimidir. Ancak bu konuda kanıtlar kesin değildir.
Genetik nedenler DEHB oluşumunda önemlidir. Hasta bir çocuğun yakın akrabalarında benzer durum %25 oranında bulunur. Sorumlu gen ya da genler araştırma sürecindedir.
DEHB olan kişilerin beyin işlevsel görüntülemelerinde beynin sağ ve sol ön (frontal) lobları, beyincik ve bazal gangliyon denen derin yerleşimli yapılarla ile ilgili sorunlar saptanmıştır.

Başka Hastalıklar Eşlik Eder mi?
Olguların %50’sine 1 ya da daha fazla sayıda diğer nörolojik davranış sorunları eşlik eder. Çeşitli davranış bozuklukları, depresyon, kaygı bozukluğu, özel öğrenme güçlükleri (dil gelişim bozuklukları, okuma, yazma, aritmetik güçlüğü) ve tikler başlıcalarıdır.

Çocuğum Büyüdükçe Bu Hastalıktan Kurtulacak mı?
Pek çok olguda belirtiler erişkinlikte de devam eder. Ancak güçlenen ve çevresini uygun biçimde oluşturan bir erişkin, gerekirse ilaçların yardımını ile üretken bir birey olabilir. Hatta yüksek enerji gerektiren bir işte hareketlilikleri üstünlük sağlayabilir.

DEHB tedavi edilebilir mi?
Hastalığın kendisi değil belirtileri tedavi edilebilir. En uygun tedavi her çocuğu ev, okuldaki durumuna göre ele alıp değerlendirmektir. Genellikle ilaç ile birlikte davranışa yönelik tedavi en etkili sonucu vermektedir. Burada aile ve öğretmenin doldurduğu davranış ölçütleri değerlendirme ve tedavinin takibi için önemlidir. 
İlaç tedavisinde amaç çocuğun dikkatini yoğunlaştırarak akademik becerisini arttırmaktır. Bu amaçla sadece okul günlerinde kullanılır. İlacın etkisinin o gün okul ve ev ödevi faaliyetleri için yardımcı olacağı bilinmelidir. İlaç çocuğun var olan yetilerini kullanmasına yardımcıdır, yoksa yeti kazandırıcı ya da arttırıcı değildir.
En çok tercih ettiğimiz ilaçlar merkezi sinir sistemi uyarcılarıdır. Ancak bu ilaçlar bağımlılık yapıcı değildir ve isminin çağrıştırdığı gibi kişiyi ‘uçurucu’ değildir. Madde kullanımına eğilim yaptığı kanıtlanmamıştır. Bu ergenler madde kullanımına, normal yaşıtlarından daha yatkın olmakla beraber bu oran ilaç kullananlarda kullanmayanlara göre çok daha düşüktür. En sık gözlenen yan etkileri iştah azalması, uykusuzluk, huzursuzluk ve kaygıdır bozukluğudur. Yatkınlığı olanlarda tik ve epilepsi nöbeti yapabilir. Boy büyümesini olumsuz etkileyebilir. Olguların%10’unda uyarıcı ilaçlara yanıt alınamaz. Bu durumda değişik ilaç seçenekleri denenir.
İlaç tedavisi kadar önemli bir diğer tedavi yöntemi de profesyonel eğitimci desteği ile sağlanan davranışa ve aile içi tutumlara yönelik çocuk-aile tedavisidir. Burada amaç, çocuğun günlük işleri planlaması, düşünerek davranma ve konuşma, öfke kontrolü ve sıkıntılı durumlarda çözüm bulmayı kolaylaştırıcı becerileri kazandırmaktır.
Tedavisiz olgular, özellikle ağır belirtilerin varlığında ergen olarak gerek eğitim gerekse arkadaş ilişkilerinde ciddi sorunlar yaşar. Zeka yetilerinin altında bir eğitim görürler. İş kaybetmeleri sıktır. Kötü sosyal ilişkiler nedeniyle depresyon ve kaygı bozukluğuna eğilimlilerdir.

Ailenin Tedavide Rolü Nedir?
Ebeveyin olarak çocuğunuzun en iyi desteği sizsiniz. Ona yardım etmeye başlarken ev, okul ve arkadaş çevresindeki zorluklarını belirlemek en önemli aşamadır. Bunun için de öncelikle DEHB hakkında ayrıntılı bilgilenmelisiniz. Hastalığı ve belirtilerini öğrenerek çocuğunuzu anlama yolunda ilk adımı atmış olursunuz.
Çocuğun davranış sorunları ile baş etmek için ödül-ceza sistemi uygun bir yöntemdir. Olumlu davranışlar için hemen ödüllendirme, uygunsuz davranışlar için ise geçici odada bekleme gibi sakinleştirici tutumlar geliştirilebilir. Çocukla güzel anlar paylaşımı iyi bir rahatlama yöntemidir.
Çalışma odası dikkatini dağıtmayacak, fazla uyaran almayacağı şekilde düzenlenmelidir.
Zamanı iyi kullanma, etkin ders çalışma konusunda profesyonel eğitimci yönergeleri doğrultusunda olumlu sonuçlar alabilirsiniz. Burada siz de çocuğunuzu denetleyici ve destekleyici bir rol oynarsınız.

DEHB çocukların kazaya normal yaşıtlarından daha yatkın olduğu unutulmamalıdır. Yüzme, tırmanma gibi tehlikeli sporlarda kısıtlama yapmadan yakın gözlem altında tutulmalıdırlar. Bisiklet, motosiklet kullanırken kask takmalıdırlar. Ev içi ortamı düzenlenmelidir.
(Prof. Dr. Dilşad TÜRKDOĞAN)
Bu güzel memlekette huzur içinde yaşamamıza sebep Atamızı 75. Ölüm yıl dönümünde minnet ve rahmetle anıyorum..

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle…

 

 
SORULARLA BERARD METODU
Giriş bilgilerini geçen hafta verdiğim Berard metodunu, bu hafta soru cevap şeklinde tamamlamak istiyorum.Böylece teorik bilginin daha kolay anlaşılacağını düşünüyorum.aşağıdaki sorular tarafımıza sıkça sorulan sorulardır..umarım sizler de merak ettiğiniz cevapları bulabilirsiniz…
BEYNİMİZİN HANGİ ALANLARI NASIL ÖZELLEŞMİŞTİR?
Genel olarak beynimizin sol tarafı, dil ve konuşma, sayılar, analiz, mantık yürütme, muhakeme yapma, okuma-yazma, detay, dil bilgisi, matematik, somut düşünme, planlama ve organizasyon,realizm,sağ vücut yarısının kontrolü ve algınlanması;
Beynimizin sağ tarafı ise resim, sanat, müzik, şekiller, yaratıcılık, sezgisellik, duygusallık, hayal gücü, yer-yön bulma, 

yüz tanıma, sol vücut yarısının kontrolü ve algılanması, becerilerinde özelleşmiştir.
DİNLEME KULAĞI NEDEN ÖNEMLİDİR?
İşitsel uyaranların beynin sol tarafına direk ve en kısa sürede ulaşması, çözümlenip anlam kazandırılması bu uyaranların sağ kulaktan alınması sayesinde gerçekleşir. Eğitimdeki amaç da sağ kulağın dinleme kulağı olarak eğitilmesidir. Bilgilerin en kısa sürede algılanıp çözümlenebilmesi açısından önemlidir.
G.Berard “SAĞ KULAĞIN EĞİTİMDEKİ ÖNEMİNİ” ilk gören kişi olarak yöntemini dünyaya tanıtmadan önce 10 yıl süreyle denemeler yapmış ve SAĞ KULAĞI EĞİTEREK sol zihnimize ulaşabileceğimizi 60 yıl önce keşfetmiştir.
Sol zihnimizde matematik-mantık-dil-gramer (akademik zeka) merkezimizin olduğu düşünülürse, yorumun en hızlı ve en kısa zamanda yapılması için sağ kulak ağırlıklı duymamız gerekmektedir. Çünkü sağ kulaktan aldığımız sesi doğrudan çapraz işlevle sol zihin işitme merkezimize yollarız.Buda algılamanın işitme ile aynı anda olması demektir
KİMLER BU EĞİTİME KATILABİLİR?
.Bireysel destek eğitimi gerektiren gruplar
•Yaygın Gelişimsel Bozukluk/ Otistik Spektrum Bozukluğu
•Öğrenme Güçlüğü, disleksi, disgrafi
•Davranış Bozukluğu Sergileyenler
•Psiko-motor Gelişim Geriliği
.Hiperaktivite ve /veya Dikkat Dağınıklığı olan gruplar
.Dil ve/veya Konuşma Bozuklukları olan gruplar
•Gelişimsel dil bozukluğu
•Edinilmiş dil bozukluğu
•Sesbilgisel bozukluklar
•Oral-motor dispraksi
•Sözel dispraksi
•Kekemelik
•Dizartri
.Akademik Performansını Arttırmak İsteyen Öğrenciler
•dikkat,
•konsantrasyon,
•odaklanma,
•öğrenme,
•okuma,
•algılama,
•yorumlama,
•sınav stresini yenme,
•yaratıcılık,
•hafıza güçlendirme,
•planlama ve organizasyon,
•motivasyon,
•liderlik,
.Sınav grupları
•LYS
•YGS
•SBS
•KPDS
•ÜDS
•KPSS
•ALES
.Kişisel gelişim elde etmek isteyen yetişkin grupları
•İyi bir ruh hali
•Stres ile baş etme
•Planlama ve organizasyon
•Konsantrasyon
•İyi bir özgüven
•Kendini ifade etme
Berard metodu, sınava girecek olan öğrencilerde (LYS-YGS-SBS …) nasıl bir etki sağlıyor?
Berard yöntemi genel anlamda bütün öğrencilerin akademik başarısını yükseltir. Daha hızlı ve daha kolay öğrenme sağlar. Öğrencilerin dikkatlerini toplamalarını, sınav kaygısıyla baş etmelerini,sınava çalışmak için daha motive olmalarını derslere olan ilgisinin artmasını sağlar. Öğrenci kendisindeki bu değişimleri dinletiler başladıktan sonra fark etmeye başlar. Dinletiler bittikten sonra öğrenci ile hızlı okuma-hafıza teknikleri-motivasyon geliştirme-kaygı kontrolü gibi birebir çalışmalar yapılır. Öğrenci bu çalışmalar sonucunda daha kolay öğrenerek sınav sürecini rahat ve kaygısız bir şekilde verimli geçirmiş olur.
Berard metodunun yetişkinlere yönelik olumlu etkileri nelerdir? 
Berard metodu yetişkinler için başarılı bir iş hayatının ve mutlu, tatmin edici bir sosyal yaşamın kapılarını açar. Berard eğitimi iş ve sosyal hayattaki stresi azaltır. Hafızanın güçlenmesini sağlar. İletişim becerilerini geliştirir. Hitabeti, ikna kabiliyetini güçlendirir. İş performansını ve çalışma ortamında verimliliği artırır.
Berard metodunun etkileri nelerdir ve ne zaman ortaya çıkmaya başlar?
Berard metodu, Mozart etkisi olarak tanımlanmaktadır. Yapılan araştırmalar, Mozart müziğinin kişinin dikkatini toplamasına ve verimli çalışmasına destek sağladığını gösteriyor. Berard metodu da aynı etkiyi oluşturmaktadır. Yöntem genel anlamda bütün öğrencilerin akademik performansını yükseltmeye, konsantrasyonlarını arttırıp, özgüvenlerini geliştirmeye yöneliktir. Metodun etkisi daha dinletiler bitmeden ortaya çıkabilir. Bunlara, küçük değişimler denilebilir. Asıl değişim ve gelişim dokuz aya yayılıyor. Dokuz ayın sonunda ulaşabileceği en yüksek seviyesini bulur.
Metodun yan etkileri var mı?
Olumsuz hiç bir yan etkisi yok. Çünkü metot bir tedavi değil eğitim yöntemidir. Bir terapi olmadığı gibi medikal herhangi bir müdahale de söz konusu değildir.Bunun yanında olumlu olarak birçok yan etkileri görülmektedir. Örneğin, sadece konsantrasyonunu artırmak icin eğitim alan öğrenci, konsantrasyonunu yükselttiği gibi sözel ve yazılı ifadesini de geliştirebilir, ayrıca resim yeteneğini keşfedebilir ya da şiir yazmaya başlayabilir. Dikkat dağınıklığı nedeniyle gelen öğrenci dikkat dağınıklığını düzenlediği gibi iletişim ve sosyal becerilerini de artırır.
Son olarak şemalara göz attığımızda Berard metodunun etkileri net bir şekilde gözler önüne serilmiş oluyor. Farklı merkezlerde farklı öğrencilerle yapılmış birçok deney mevcuttur.Hem sağlıklı bireyler hem de özel eğitim alanında net bilgi verdiği için Çorum şubemizin yaptığı çalışmayı sizlerle paylaşıyorum. 
Sağlıklı ve mutlu bir hafta geçirmeniz dileğiyle...

 

 

 

 

Eylem Tan  
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.  

 

Eylem'le Hayata Dair...

29 Ekim cumhuriyet bayramımız,özgürlüğümüzün refahımızın 90. Yılı kutlu olsun..daim olsun..
Böyle güzel bir haftada yazmaya başlamış olmak,beni son derece mutlu etti.
Bu hafta sizlere Işitsel entegrasyon'dan,diğer adıyla Berard metodundan bahsetmek istiyorum.Bu metod nedir,kimlere uygulanabilir,faydaları nelerdir değinmek istiyorum kısaca..
BERARD AIT METODU NEDİR?
Berard metodunun yaklaşık 60 yıllık bir geçmişi söz konusudur. Dünyada 450 merkezde Türkiye’de ise merkezi Antalya olmak üzere toplam 29 il ve 48 noktada uygulanmaktadır.
Metodun sahibi Fransız Doktor Guy Berard'tır. Dr. Berard, işitsel durumun davranışlarımızı yönlendirdiğini savunuyor. “Yani nasıl işitiyorsak öyle davranıyoruz” diyor. Sesleri duymamız ile dış dünyayı algılamamızın birbiriyle bağlantısı var.. Algı kavramaya, kavrama da davranışa yol açıyor. Kulağın algılama kalitesinin düşüklüğü, öğrenme, iletişim ve davranış bozukluğu gibi pek çok soruna neden olabiliyor ve kişinin kendi kaynaklarını kullanmasına engel oluşturuyor. Berard metodunun amacı, öğrenmede çok etkili olan işitsel algıyı güçlendirmek, işitsel dengesizliği ortadan kaldırmaktır.
Metot, müziğin özel bir cihazla işlenerek dinletilmesi yoluyla, toplam 20 seans olmak üzere, bir seansta yarım saat uygulanıyor. Müzik, normal formunda değil, kesintili, yükselip alçalarak geliyor. Bu cihaz sayesinde zihindeki pasif haldeki hücreler harekete geçiyor, bir nevi zihin jimnastiği oluyor. Okullardaki geleneksel öğrenme metotları ezbere dayanmakta ve beynin sadece sol lobunu işin içine katmaktadır. Halbuki sayısal ve mantıksal konularda beynin sağ lobuna göre üstün olan sol lop, hafıza gücü ve yaratıcı düşünme gibi konularda beynin sağ lobuna göre zayıftır. Berard metodunu uygulamada kullanılan bu cihaz, çok özel tempo ve frekanslar içerecek şekilde müziği modüle ediyor ve bu sayede beynin her iki lobunun da öğrenmenin içine katılmasını, bilgilerin hem kolay öğrenilmesini, hem de kalıcı hafızada tutulmasını sağlıyor. Sonuçta tembel olan ya da kullanılmayan hücreler harekete geçiyor, zihin kapasitesi de en yüksek şekilde kullanılmış oluyor. Bu da var olan ancak kullanılmayan yeteneklerin en üst düzeyde kullanılmasına olanak sağlıyor.
Metod 3 yaşından büyüklere ve kulağında herhangi bir organik problemi veya metal tüp bulunmayanlara uygulanıyor.
Sağlıklı bireylerin yanında yaygın gelişimsel bozukluğu (otizm) olan bireylere de uygulama yapılıyor. Bu grup en çok fayda gören gruplar arasında yer alıyor. Bu çocuklarda algıda azlığı veya yokluğu olduğundan cevap ortaya çıkmıyor. Bu da o çocukları hırçın veya içine kapanık hale getirebiliyor. Bu metod uygulandıktan sonra algılaması artan çocuğun verdiği cevaplar da gözle görülür şekilde artıyor. Çevresini algılamaya başlayan çocuğun başta hırçınlığı azalıyor, verilen eğitimi daha iyi anlamaya ve en önemlisi öğrenmeye başlıyor.Ancak unutulmamalıdır ki bu bir tedavi yöntemi değil, bir işitsel eğitim sistemidir. Metodun uygulandığı kişi en fazla 9 aylık bir süreç sonunda mutlaka mevcut durumundan daha iyi duruma geliyor ve metodun hiçbir yan etkisi yok. Dinletilerin ardından kulaklıkla veya yüksek sesle müzik dinlenmesi, kulaklıkla sesli bilgisayar oyunları oynanması durumunda etki geri gidebiliyor. Bu nedenle dinlemeler başladığı andan itibaren 6 ay süreyle başka bir kulaklık kullanılmaması gerekmektedir. Kulaklık olmadan, normal ses seviyesinde kişi dilediği müziği dinleyebilir.
Metodun en somut etkileri:
Konsantrasyonu ve dikkati arttırıp öğrenmeyi hızlandırır.
Strese karşı direnç sağlar.
Akademik başarıyı arttırır.
Sınav kaygısını azaltır.
Özgüveni ve yaşam zevkini arttırır.
Okurken konuya odaklanma ve yoğunlaşma sağlar.
Çocuk (özellikle iletişim sorunu yaşayan ya da içe kapanık çocuk) sosyal çevreye daha uyumlu hale gelir.
Yetişkinlerde iş performansını arttırır.
Hafızayı güçlendirir.
Kararlılık ve tutarlılık artar.
Sözel ifadeyi arttırır, kekemelik ve konuşma gecikmesinde etkilidir

Herkese sağlıklı ve mutlu bir hafta diliyorum..
Neşeyle kalın...

Güneyege Gazetesi

http://www.guneyege.net/?Fid=6&Id=295&gy=2&Pagex=0