Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanııcı Adı: Şifre: Beni hatırla
Forum kuralları dahilinde bulunan her konuda yazışabilirsiniz.

BAŞLIK: SEANS ARTIŞI..

SEANS ARTIŞI.. 22 Ara 2017 18:31 #49

  • waramiral
  • waramiral Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Altın Uye
  • Gönderiler: 204
  • Teşekkür Sayısı: 54
  • Başarı: 0
amaç bilgi yarıştırmak değil. ya da 'ben demiştim' diyebilmek de değil. elbette herkes kendi fikrini yazıyor ama yapıcı olmak lazım.

öncelikle yazdıklarımın mantıklı bulunduğunu bilmek gayet iyi bir şey. Teşekkür ederim.

konuya dönecek olursak;

ben duyduklarımı bildiklerimi kendi mantığımla birleştirip ortaya bir fikir sunuyorum. kabul etme zorunluluğu kimsenin yok ama kendi fikir üretemeyen ancak ve ancak fikir çürütmeye çalışıp kırıcı olmak insanı gerçekten kötü düşünmeye sevk ediyor.

en son aldığım duyum şuan sadece kotanın kesin olduğu.

kota gelirse ne olacak? kotayla birlikte gelecekler asıl önemli hale getirir.
-derlerse yerleştirmeyi ram yapacak veya anlık kontenjana bağlı olarak kaydetme limiti olursa
-derlerse 3 kurumun olması gereken yerde 5 kurum olanların kapanması gerekmezse
-taşımacılık işlemleri desteklenirse
-ders saatini de arttırıp ücretler de düzeltilirse;

eksileri;
- tekelleşmeye yol açacak
- eğitimde kalite dibe vuracak.
- yeni tarzlara! sahip yatırımcıların önünü kapatacak.

şimdi eksileri değerlendirelim;
- tekelleşme çok zor olur. çünkü hali hazırdaki kurumların değeri yükseleceğinden ve ömürlük olacağından ( kendini çevirebiliyorsa) kimse kurumunu satmaz.
- eğitimde kalite dibe vurmaz çünkü zaten dipte!
- yeni kurum açacak mezun arkadaşların önü kapanacak. bu şekilde 4 kurum olan ilçede 5.yi açıp öğrenci savaşları en üst seviyeye gelirse işte o zaman kargaşa daha büyük oluyor. örneğin 6-7 bin maaş verilirken fizyoterapistlere bunu görüp bölümünü okuyan arkadaşların şimdiki maaş ortalaması 2-3 bin. haliyle ne umutlarla girdikleri bölümden okulu bitirip mesleğe geçtiklerinde hayal kırıklığı yaşıyorlar haliyle. ama babadan ondan bundan kredi alıp işe girişiyorlar bu defa küçük olan pasta daha da ufalanıyor ve kimseye bir lokma kalmıyor. o ay için sizden 5 öğrenci gitse o kuruma faydası da olmuyor sadece kapanmasını erteliyor. fakat hali hazırdaki kurumlar o ay 5 öğrenci kaybetse büyük sıkıntılarla boğuşuyor ( bu arada fizyoterapist arkadaşlar alınmasın, onlardan örnek verdim). sanılıyor ki kurum yönetmek sadece bedensel derse girmek ve öğrenci toplamak veya zihinsel vs. vs. halbuki kurum yönetmek şu şartlar altında omurgadan bir diski veya bir omuru aldırmaktır. kurum yönetmek işletme hukuk eğitim halkla ilişkiler gibi Howard Gardner'ın çoklu zeka kuramında belirtilen birden fazla zeka alanında başarılı olabilmek yani komplike bir iştir ve her olaya her duruma uyum sağlayabilmektir.


şimdi gelelim artılarına (bana göre);

- düzensiz kurum dağılımı 1-2 yıl içinde ortadan kalkar. çünkü iyi bir denetleme yapılır ve eğitimde kalite için destek eğitim programları da güncellenirse faydalı olur.
- öğrenci kapma çalma yarışları biter. dağılımı ram yaparsa taramacı denilen ilkokul mezunu baş belaları kendi işlerine gider.diğer personel olarak çalışan ve öğrencilerle ilişkilerini kullanıp kurumun öğrencilerini başka kurumalara kaydırabilecek olanların önü kesilir ve nizam sağlanır
- sırf iki üç öğrenci akrabası var diye şoförlük yapanlar (güya) araçlarının yakıtını habire kendi işleri için kullanamazlar
- kurum sahipleri arasında karalama değil de daha düzgün iletişim artar


illa ki bunlarda da eksiklikler yanlışlar olur olacaktır da. fakat bu işi çamurdan çıkarıp temizlemek ve biz kurum sahiplerine artık zulmü önlemek için her yola varım.

kota şart. ama sadece kota değil. neye göre kota nasıl kota? bunların cevabını bulmak ve kabul ettirmek lazım.

saygılarımla
Son Düzenleme: 22 Ara 2017 18:39 yazan waramiral.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

SEANS ARTIŞI.. 22 Ara 2017 23:01 #50

  • barisltd
  • barisltd Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Platin Uye
  • Cats bite!
  • Gönderiler: 1776
  • Teşekkür Sayısı: 1712
  • Başarı: 32
waramiral arkadaşım,

Alınmayacaksanız ben yine yazdıklarınızı eleştireceğim.
-derlerse yerleştirmeyi ram yapacak veya anlık kontenjana bağlı olarak kaydetme limiti olursa
-derlerse 3 kurumun olması gereken yerde 5 kurum olanların kapanması gerekmezse
-taşımacılık işlemleri desteklenirse
-ders saatini de arttırıp ücretler de düzeltilirse;

- Ders saatinin artıp ücretlerin iyileştirilmesini bence unutun. Ders saati artsa bile ücretler şimdikinden iyi olmaz.
- Taşımacılıkta destek bir yana sıkça köstekle karşı karşıyayız.
- Anlık kontenjan dediğiniz zaten kaydetme limitinin kendisi. Çocuğu derse sokacağınız sınıfınız, eğitimciniz yoksa bu limiti nasıl aşacaksınız?
- tekelleşme çok zor olur. çünkü hali hazırdaki kurumların değeri yükseleceğinden ve ömürlük olacağından ( kendini çevirebiliyorsa) kimse kurumunu satmaz.
- eğitimde kalite dibe vurmaz çünkü zaten dipte!
- yeni kurum açacak mezun arkadaşların önü kapanacak.

- Tekelleşme sadece bütün kurumları 1 kişinin alması değil, mevcut kurumlara yenisinin eklenememesi de tekelleşmedir. Ayrıca niye zor olsun, diyelim ki ilçede 3 kurum var. Birinin sahibi öldü, sağlığı bozuldu veya işi bırakmak istedi... Diğer kurumlardan biri bunu alırsa ne olacak? Bu ticaret dünyası... Kimsenin yarın ne olacağı belli değil ki.

- Kalite dipte diyorsunuz. Ben aynı kanıda değilim. Bizim ilçemizde 100 küsür kurum var. Belli kaliteyi, rekabeti sağlamazsak ayakta kalamayız. Eğer kota olursa hiç birimizin kalite için falan uğraşması gerekmez. Yeni mezun eğitimci de çalıştırsam, profesör de çalıştırsam farkeden bir şey yok. Niye uğraşayım? Nasıl olsa hazır çocuk gelecek bana...

- Yeni kurum açacak kişilerin önünü kesmek kurumların menfaatine olabilir ama sektörün menfaatine olmaz.
şimdi gelelim artılarına (bana göre);

- düzensiz kurum dağılımı 1-2 yıl içinde ortadan kalkar. çünkü iyi bir denetleme yapılır ve eğitimde kalite için destek eğitim programları da güncellenirse faydalı olur.
- öğrenci kapma çalma yarışları biter. dağılımı ram yaparsa taramacı denilen ilkokul mezunu baş belaları kendi işlerine gider.diğer personel olarak çalışan ve öğrencilerle ilişkilerini kullanıp kurumun öğrencilerini başka kurumalara kaydırabilecek olanların önü kesilir ve nizam sağlanır
- sırf iki üç öğrenci akrabası var diye şoförlük yapanlar (güya) araçlarının yakıtını habire kendi işleri için kullanamazlar
- kurum sahipleri arasında karalama değil de daha düzgün iletişim artar

- Düzensiz kurum dağılımı ortadan kalkar demişsiniz... Bu kota olsa da, olmasa da zaten ortadan kalkar. Kaldı ki, zaten 8-10 yıl öncesi gibi pıtırak misali kurum sayısı artmıyor.

- Bu kadar şikayet ettiğimiz RAM'ların bir de çocuk dağıtımı yaptığını düşününce doğrusu benim içim ürperiyor. Sizce buna bel bağlamak doğru mu? Çok suistimale açık bir konu bu.

- Şöför konusuyla neyi kasdettiğinizi doğrusu anlamadım. Bu durumun kotayla nasıl çözüleceğini de anlayamadım?

- Kurumların birbirini karalaması her zaman olacaktır. Ayrıca böyle bir sistem çok muhtaç olduğumuz iletişimi de gereksiz hale getirir.

*********

Bunların dışında;

Baktığınız açı hep kurumların çıkarları veya kayıpları yönünde. Rekabetin olmadığı, piyasayı zorlayıcı unsurların ortadan kalktığı, velinin tercih hakkını kullanamadığı bir sistemden bahsediyorsunuz. Siz bir çocuk velisi olsanız bu sistem içerisinde hizmet almak ister misiniz?

Yoksa tüm kurumları gezip dolaşıp en içinize sinen kuruma mı kayıt yaptırmak istersiniz?

Bana ne velinin ne istediğinden diye düşünerek hareket edemeyiz. O zaman şimdikinden de beter sistemin kölesi hale geliriz.
Mavi BARIŞ ÖZEL EĞİTİM ve REHABİLİTASYON MERKEZİ
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

SEANS ARTIŞI.. 23 Ara 2017 08:36 #51

  • waramiral
  • waramiral Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Altın Uye
  • Gönderiler: 204
  • Teşekkür Sayısı: 54
  • Başarı: 0
- Şöför konusuyla neyi kasdettiğinizi doğrusu anlamadım. Bu durumun kotayla nasıl çözüleceğini de anlayamadım?

demişsiniz. o da diğer personelde anlattığım şeyler sn.barışltd. eleştirmek ; bir şeyin olumlu veya olumsuz yönlerini ortaya çıkarmak demektir. ben eleştiriye açığım ama olay hakarete geldiğinde karşıdakiyle muhatap olmamak için bırakır giderim daha fazla sinirim bozulmasın diye. anlık kontenjan konusunda da sanırım anlamadınız beni anlatıyorum sn. barışltd.

ANA AMAÇ

öğrenci savaşını bitirmek.
bu savaş nasıl biter?

1- kota 2- öğrenci sınırlaması
bunlar nasıl olacak derseniz orasını bilemem. ama görüşüm kota ile yeni kurumların açılması engellenir, öğrenci sınırlaması ile de öğrenci savaşları tamamen biter.
biterse ne mi olur?
elinizi vicdanınıza koyup şöyle düşünün;
diğer personel adı altında illa ki birilerini çalıştıracağız. temizlikçi vs.
fakat taramacı ve görevi kötüye kullanan , kurumlar arası öğrenci kapma savaşını kendi rantı için kullanan hiç mi kimse tanımıyorsunuz. tanımayı bırakın şu yazıyı okurken adamın ya da bayanın yüzü aklınıza geliyordur. bunlara harcadığımız ücretin olmadığını düşünün. size kaç öğrencinin ücretine tekabül ettiğini hesaplayın. sonra bunları neden kovamadığınızı düşünün. işte kayıt sınırlaması gelirse her kuruma, o zaman bu şahıslar ortadan kalkar. öğrenci çalma savaşı biter.

anlık kontenjanı 11 olan bir kurumun kayıt etme sınırı yoktur sn. barıltd. sadece ders verebileceği sınır bellidir. oda ve öğretmen sayısına göre. adamın 11 anlık kontenjanı var. çarp onu 5, 6 veya 7 ile. sistem desin ki bundan fazla kayıt alamazsın. doldurdu mu limitini diğer kurumlara kalır o öğrenciler. kimse bana demesin arkadaş, 11 anlık kontenjanla 150 öğrenciyle iyi hizmet verilir diye. vicdan olmadan zaten iyi eğitim verilemez ama genel olarak 11 kontenjanlı yerde 150 öğrenci kayıtlıysa ben onu yemem. kimse bana eğitimi iyi imiş ki o öğrenciyi sağlıyor demesin.
yahu adam 2 şer saat ders yazar yine dersini verir. bakarsın ki bireysel sınıflarda velisi gelmemiş çocukların hepsi aynı anda ders alıyor. birinin modülü türkçe, biri öz bakım biri dil konuşma ama nasıl bir eğitim hizmetiyse hepsi aynı sınıfta saatini dolduruyor sonra da sabah 8 akşam 19 arası odalar dopdolu. hey maşallah.işte buna son verilirse 60 öğrenci kotası koyulursa tercih edilme ve öğrenciye göre işlem yapılır. yok ben illa ki 150 öğrencinin ödeneğinde gözüm var diyorsan o zaman anlık kontenjanını artırmanın yoluna bakacaksın arkadaş.

ilçede taş çatlasa 330 öğrenci var 4 kurum var. kurum başına 100 öğrenci düşüyor. ama birinin kontenjanı 11 birinin 50 birinin 17 diğerinin 23. 17 olanda 180 öğrenci kayıtlı. diğerleri de paylaşmışlar. 17 öğrencisi olan kurumun sahibi çok bilinen tanınan biri. her kasım ayında 90 öğrencisine 20 torba kömür gönderir. nasıl iyi bir şey değil mi? ve o öğrencilerin boş ek4 leri imzalanır o çocuklar hiç kuruma gelmez kurum her ay 90 öğrenciye fazladan fatura keser. şikayet etsen de kaç defa alan razı veren razı. hiçbişey ispatlanamıyor. ama kota gelse ve denirse ki senin kurumun 100 kişi kaydedebilir. o zaman velisi eğitim düşünmeyen çocuğu kaydedemedikleri için sen görüşür kaydeder bişeyler yaparsın. vs. vs. vs.

öğrenci çalma yarışları biterse ve sen eğitim yönünden eksik isen o öğrenci de bu yüzden seni bırakıp gidiyorsa savaşın olmadığı yerde sen kendinle uğraşırsın. kaliteyi arttırmak için. o zaman altından materyaller de kullanırsın profesör de çalıştırırsın ordinaryüs de.. nasıl eğitim kalitesini arttıracağını düşünüyorsan o.

büyük ihtimalle sadece kota gelecek diğerleri de başka bahara kalacak. diyecekler ki kota geldi ve şartları yeni şu veya şu zaman belli olacak. şuan yeni kurum açılışları durdurulmuştur. o zaman da sadece yeni kurum açılışı durmuş olacak. ve asıl düzenleme kısmı da gelmemiş yine yarım kalmış olacak.

kota gelince yine görüşelim.

saygılarımla
Son Düzenleme: 23 Ara 2017 09:01 yazan waramiral.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

SEANS ARTIŞI.. 23 Ara 2017 11:38 #52

  • tartanc
  • tartanc Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Platin Uye
  • Herşey neye layıksa ona dönüşür.
  • Gönderiler: 2081
  • Teşekkür Sayısı: 1692
  • Başarı: 42
Kota gelince her şey güllük güzellik olacak mı? Veya sorunların önemli bir bölümü bitecek mi?

Kota ne işe yarayacak? Hangi sorunu bitirecek?

Örneğin:Ram sorunları çözülecek mi? Veya zorunlu eleman sorunu çözülecek mi? Okul saatleri sorunu çözülecek mi?

Ödemeler sorunu çözülecek mi? Personel sorunu çözülecek mi?

O taramacılar,simsarlar,üçkağıtçılar bir anda kaybolacaklar mı?

Hepimiz görüşlerimizi paylaşabiliriz elbette. fakat kotayı sanki pek çok sorunu çözecek bir karar gibi lanse etmek bizleri ciddi yanlışlara düşürür.

Kota sadece sizin kurumunuzu ister istemez değerli kılabilir.Hepsi o.

Kota doğru bir uygulama olur mu? bence doğru bir uygulama değil.Başkalarına doğru olabilir elbette.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: fahrettin75

SEANS ARTIŞI.. 23 Ara 2017 14:29 #53

  • AliGalipDursen
  • AliGalipDursen Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Altın Uye
  • Gönderiler: 292
  • Teşekkür Sayısı: 560
  • Başarı: 16
Doğrudur, doğru! Kurumu bir hevesliye iyi rakamdan çakma fırsatıdır.. Yanlış olur mu?
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

SEANS ARTIŞI.. 23 Ara 2017 23:32 #54

  • waramiral
  • waramiral Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Altın Uye
  • Gönderiler: 204
  • Teşekkür Sayısı: 54
  • Başarı: 0
Bana göre doğru. Bir daha söylüyorum; tek başına yeterli değil. Ekstra durumlar da getirilmeli yanında.

Kimse kimseye ' cakamaz'. Çaktırmaya meraklı olan zaten kotasiz da caktirir. Kotali da caktirir. Meraklı olmaya gorsun
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: vefa_03

SEANS ARTIŞI.. 24 Ara 2017 11:56 #55

  • waramiral
  • waramiral Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Altın Uye
  • Gönderiler: 204
  • Teşekkür Sayısı: 54
  • Başarı: 0
sn. mehmetcan aynen düşüncelerinize katılıyorum. sorunlar yığınla. önemli olan bu olmaz şu olmaz yerine mantıklı çözümsel fikirler üretebilmek. fakat yok şuna karşıyım yok buna karşıyım demekle oluyor neyi destekliyorsun arkadaşım bunu belirt ki biz de düşüncelerimizi öne sürelim. şu şöyle olmamalı bence böyle olmalı denmesi gerekirken sadece olmaz karşıyım olmamalı deniyor.

ben;
ücretler altında ezilmeyen,
halkımız tarafından hor görülmeyen,
'ne eğitim veriyorsunuz ki' denilmeyen,
kaliteli eğitim için fırsatlar sunan,
eğitim personeline diğer personeline en iyi ücreti ödeyip onlardan sadece gerekli hizmeti bekleyen ve alan,
çocuğunun eğitimini satanlara fırsat vermeyen,
rekabet adı altında pisliğe bulaşmayan,
verdiği eğitim ve rehabilitasyon hizmeti sonunda, o gece vicdanı rahat uyuyan,
sgk primlerini vergilerini düzenli ve doğru ödeyebilen
öğrenciyi bakım merkezi gibi kurumda tutmayan sadece gerekli olan hizmeti eksiksiz veren
yancıların baskısıyla boğuşmayan
Ramlardan çekmeyen ya da buna gerek kalmayan

kurumlar ve kurum sahipleri istiyorum.

bunun için de hangisi gelirse gelsin (kota,adres, ders ücreti, zorunlu personel, servis, bkds) mantıklı bulduğunu destekleyen biriyim.
duyumlarını paylaşıp bu duyumlara nasıl etkimiz olabilir nasıl bir müracaat yapılabilir diye anlatmaya anlamaya ve öğrenmeye çalışan biriyim. fakat bu ortamda benden daha tecrübeli olan arkadaşlarımdan bir şeyler öğrenmeye ve fikir üretmeye çalışırken de ancak bir kaç kişi hariç gerisini boş buluyorum.
vazgeçmiyorum. sağolun desteğiniz için. her zaman da fikirlerimi söyleyeceğim. yanlış da olsa doğru da olsa kaldı ki yanlış olduğunu düşündüğüm şeyleri paylaşmam. yapılan yanlışları da saygı çerçevesinde eleştiririm. ama artık benim gibi düşünen arkadaşlarında varlığını gördüğüm için bırakıp gitmenin 'kaçmak' olduğunu anladım. tekrardan sağolun.

saygılarımla
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: obay35

SEANS ARTIŞI.. 24 Ara 2017 12:39 #56

  • AliGalipDursen
  • AliGalipDursen Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Altın Uye
  • Gönderiler: 292
  • Teşekkür Sayısı: 560
  • Başarı: 16
Arkadaşlar,

Bu seans artışı ve kota meselesi çok uzun bir zamandan bu yana sektörün aklını meşgul eden, aklını karıştıran, kaygı ve endişeye neden olan bir konu olarak önümüzde duruyor.. Yeni yönetmelik açıklanmadan bu mesele hakkında münazara ve münakaşa bitecek gibi gözükmüyor..

Seans artışının mali yetersizlikler yüzünden en azından mali yeterlilik hasıl olana değin gündemden kalktığı söylenmekte. Ancak mali karşılığı verilmeden yapılmış seans artışları örneği sektörün ihtiyarlarının hafızasında hala taze.. Dolayısıyla elimizde resmi bir cevap olmadan herhangi bir kesinlik içinde olmamız mümkün değil.

Kota meselesi ise sektörde sıkça dile getirilen, taraftarları, muarızları, çekimserleri olan eski bir mevzu. Bundan murad bir bölgede ("bölge"nin nasıl belirleneceği, kriterlerin ne olacağı vb. zaten tartışmalı ama oraya hiç girmeyeceğim) kurulu kurum sayısının ve kontenjanının kısıtlanması..

Çok eski zamanlarda yazmış olduklarımı tekrar etmek pahasına (bu yazılara erişim sitenin geçirdiği sayısız arıza, yenilenme vb. yüzünden maalesef mümkün de değil) ekonomik bir faaliyetin kamu regülasyonunu ve regülasyonun faaliyetin gelişim süreçlerine etkileri hakkında bir kaç söz söyleyeceğim.

Her ekonomik faaliyet toplumda ortaya çıkan bir ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olarak ifa edilir. Yani eğer bir ihtiyaç varsa ya onu karşılayan bir faaliyet vardır, ya da bu ihtiyaç özelinde oluşmuş bir fırsat vardır. Girişimci fırsatları gördüğünde ihtiyacı karşılayacak ekonomik faaliyet dizgesini inşa etmeye yönelir. Satamayacağınız malı almazsınız, yenmeyecek bir yemek pişirmezsiniz, okunmayacak bir kitabı basmazsınız vb.. Yatırım ve girişim kararınız daima pozitif bir beklenti üzerine kuruludur.. Yanlış kararlar aldı iseniz, beklentiniz boşa çıkarsa bunun iktisadi hayattaki karşılığı girişiminizin batması, yatırdığınız sermaye miktarını kaybetmenizdir.

Girişimci, herhangi bir zor altında olmadan, kendi serbest iradesi ile aldığı kararla, toplumla yazılmamış bir sözleşmede taraf olur, toplumun ya da bir kesiminin belirli bir ihtiyacını karşılama vaadi ve sözünü verir. Bu andan itibaren artık toplum karşısında sorumludur. Toplumsal örgütlenmeler (piyasa,devlet, stk, basın, kamuoyu vb..) de girişimcinin bu sorumluluğu yerine getirip, getirmediğini, sunduğu emtia ya da hizmetlerin yeterli miktarda olup, olmadığını, kabul edilebilir bir asgari kalite şartının sağlanıp, sağlanmadığını denetler ve gereken durumlarda müdahil olarak müeyyide uygular.

Bu denetim eğer sadece piyasa tarafından yapılırsa buna "tam rekabet modeli", eğer piyasanın yanında devletin regülasyonu da söz konusu ise buna gerçek ekonomi denir. Sadece piyasa dinamiklerinin tesirli olduğu model iktisada giriş derslerinin anlaşılırlığını sağlamak amacına hizmet eden pedagojik bir araçtan ibarettir ve basitleştirilmiş bir kapalı uzayda öğrencilerin arz-talep ilişkisini kavramalarını sağlar. Gerçek ekonomide ise kamu piyasaya vergiler, teşvikler, standartlar, çalışma, hijyen, sağlık, güvenlik kuralları, iş ve ticaret yasaları vb. şeklinde müdahale eder. Yeterli miktar ve evsafta temin olunamayan kalemlerin üretimi için teşvikler sunarken, ihtiyacın ötesinde israfa sebep kalemlerde yüksek gümrük hadleri, vergiler, miktar sınırlamaları, zorlayıcı ruhsatlandırmalar vb. yoluyla ekonomik hayatı şekillendirmeye çalışır.

Bu tanımıyla girişimci ve kamu denetimi iki karşıt uç olarak belirir. Girişimci her zaman daha çok teşvik ve serbesti talep ederken, kamu her zaman daha çok vergi, ruhsat, kota, gümrük, ceza, müeyyide ister.. Toplumsal rollerinin neticesi olarak vücut bulan bu düalite toplumun ihtiyaçlarının dengeli, yeterli miktar ve evsafta karşılanabilmesini sağladığı sürece gerekli ve değerlidir. Unutmayalım ki tüm bu hay huyun varoluş nedeni toplumun ihtiyaçlarının temininden ibarettir.

Bir kamusal düzenleme aracı olarak kota nedir? Örneğin yeterli buğday üretemiyor iseniz arzın düşüklüğüne bağlı olarak fiyatların şişmesi gerçekleşir, bunun çözümü piyasaya dışarıdan bir arz kapısının açılmasıdır, fiyatlar eğer yeterince yüksek ise bu kapıyı açtığınızda bu fırsatın üstüne atlayacak ithalatçılar bir arz bolluğu yaratacak ve belirli bir noktada gerçekleşen fiyat sizin iç üreticinizin üretim maliyetlerinin de altına inebilecektir. Bunun yaratacağı etki ise maliyetlerini karşılayamayan üreticinin bir sonraki sene buğday ekmekten cayması olur. Bu ise gelecek sene daha çok buğday ithalatına ihtiyaç duymanız demektir. Kamu işte bu yüzden bir kota uygular, piyasaya girişi açarken bunu elindeki vanayı kullanarak dengelemeye çalışır.

Peki kamu hakikaten ihtiyacın gerekli miktar ve evsafını doğru biçimde tespit edebilir mi? Bu soruyu Ekim devriminin peşinden bolşevik iktisatçılar pozitif olarak cevaplamışlardır. İhtiyaçların anlık durum ve zamansal değişimlerinin öngörülebileceğini, iktisadi planlar yaparak ve uygulayarak toplumsal taleplerin karşılanabileceğini savunmuşlardır. Liberal iktisatçılar ise ihtiyaçların giderildikçe çeşitleneceği, bu çeşitliliği doğuran dinamiklerin öngörülemez olduklarını, dolayısıyla ihtiyaçların temininin bu ihtiyaçları gören girişimcinin varlığı şartına bağlı olduğunu savunmuşlardır. Tabii ki hakikat ikisinin arasında bir yerde durmaktadır. Kategorik olarak ihtiyaç alanları ve bu alanlardaki miktar artışları demografik eğrinin seyrine bağlı olarak öngörülebilir ve kabaca planlanabilir. Ancak acıkan birisinin sebze mi, et mi tercih edeceği önceden bilinemez. Dolayısıyla esas olan bir darlık, yokluk duygusu üretmeyecek şekilde piyasada değişik seçeneklerin var edilebilmesi esastır. Gece vakti acıktı iseniz muhtemelen annenizin çorbası ve böreğini bulamayacaksınız, ama sıcak bir işkembe ile nohutlu pilav satan mekanlar sabaha kadar sizi beklemektedir.

Diyelim ki çorbaya razı oldunuz.. Peki çorba beklediğiniz gibi mi? Eğer sizin gibi çorba isteyenler kalabalık, çorba satan mekan sayısı kısıtlı ve tencereler küçük ise inanın çorba bulmaktan mutlu olmanız ve her ne bulduysanız diğer aç müşteriler dükkanı doldurmadan içip bitirmeniz gerekecektir.. Çorbacının sizin beklentinizi tespit edip, ona uygun olarak çorbanızı hazırlamak için bir nedeni yoktur. Sarımsaklı ve az acılı içmek istediğiniz çorbaya sadece sirke ile de razı olmazsanız onu sizin yerinize içecek birileri sırada beklediğinde kimse sizin kaprislerinizi çekmez :))

Demek ki iki şey, miktar ile evsaf, (nicelik ile nitelik, kantite ile kalite) sıkı biçimde birbirine bağlıdır. Eğer bir mal ya da hizmet piyasada belirli bir miktarın üzerinde üretilemiyorsa, bir satış derdi, baskısı mevcut değil ise kalite vücut bulamaz. Kalite ancak satışı destekleyen, fark yaratan, tercih üreten bir değişken olarak yararlı olduğunda üretilebilen bir şeydir. Nasıl olsa satıyorsanız 9 çeşit ekmekle uğraşmaz, tek bir kazanda kardığınız hamurdan, tek bir çeşit ekmeği pişirirsiniz. Sovyet modelinde pişen budur.. Çünkü planlanan sizin yiyebileceğiniz miktardır, kruasan ya da tam çavdar ekmeği isteyebileceğiniz düşünülememiştir :)

Alanımız eğitim, rehabilitasyon, alıcımız engelli birey ve aileleri.. Yıllardır konuştuğumuz 2 şey var ise birisi muhakkak kalite.. Engellilik hepimizin kendimizde ya da yakınlarımızda karşılaşabileceği, toplumumuzun ciddi oranlarını kapsayan bir durum.. Ama bu kategorinin altında topladığımız her vaka diğerinden değişik, farklı, özel.. Bu nedenle alanımızın adı özel eğitim, yaptığımız iş bu yüzden bireysel, programlarımız da bireysel, yani çeşitlilik, çeşit bu işin mütemmim cüzü (ayrılmaz parçası).. Yani kalite ve çeşitlilik esas, tali değil.. Kontenjanlarınız, yaptığınız trilyonluk yatırımlar, odalarınızın büyüklüğü, boş odalarınızın sayısı vb.. bu hesaba girmeyen önemsiz ayrıntılar.. Esas olan ihtiyacı olana ihtiyacına göre, ihtiyacı kadar, çeşitli ve kaliteli hizmeti sunmak.. Başta da söylediğimiz gibi kimse sizi bu alana girmeye, girişimci olmaya, yatırım yapmaya zorlamadı, tersine siz özgür iradenizle topluma bir vaatte bulundunuz, bir söz verdiniz, "ben senin ihtiyacını karşılayacağım"!

Söz namustur! Bir kere verildi mi tutulmalıdır..

Oturup meseleye iktisat ve etika ilişkisi üzerinden bakarsak, meselenin aslında hiç de o kadar karmaşık olmadığını görüyoruz.. Gerisi hepimizin namusuna tevdi edilmiştir.. Ne verirsek yarın çocuk çoluğumuza ihtiyaç hasıl olduğunda onu bulabiliriz.. O durumda ne kadarına razı isek o kadarını vermek mükellefiyeti içindeyiz.

Herkese hayırlar ve selametler dileyerek...
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: barisltd, ozeltercih, fahrettin75 ve bu kullanıcının diğerlerinden 1 teşekkürü var
Sayfa oluşturma zamanı: 0.281 saniye
Sistem Kunena Forum