Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanııcı Adı: Şifre: Beni hatırla
Forum kuralları dahilinde bulunan her konuda yazışabilirsiniz.

BAŞLIK: Çözüm Yollarını da Konuşalım!

Çözüm Yollarını da Konuşalım! 24 Oca 2015 14:58 #41

  • tartanc
  • tartanc Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Platin Uye
  • Herşey neye layıksa ona dönüşür.
  • Gönderiler: 3209
  • Teşekkür Sayısı: 2511
  • Başarı: 42
Bugün Ankara dan bir arkadaşımız uyarmıştı.

AEP face sayfasında paylaşmış.



AVUÇ İÇİ OKUMA SİSTEMİ KURULUMUYLA İLGİLİ CİHAZIN HANGİ FİRMADAN ALINACAĞI YÖNÜNDE HERHANGİ BİR YÖNLENDİRMENİN YAPILMASI VE YA ADRES GÖSTERİLMESİ HUKUKİ ANLAMDA SUÇTUR. BU BAĞLAMDA SİZLERE ŞU FİRMADAN ŞU CİHAZI ALACAKSINIZ GİBİ İFADELER YAZILI VEYA SÖZLÜ KULLANILIRSA MUTLAKA REKABET KURULUNA BAŞVURUNUZ.
BİLGİNİZE....
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: barisltd

Çözüm Yollarını da Konuşalım! 24 Oca 2015 15:12 #42

  • barisltd
  • barisltd Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Platin Uye
  • Cats bite!
  • Gönderiler: 2342
  • Teşekkür Sayısı: 2332
  • Başarı: 9
Ben daha önce ücret düzenlemeleriyle ilgili rekabet kuruluna başvurmuştum. Ancak başvuru reddedildi. Gerekçesi ise, MEB'in bir tüzel kişilik gibi görülmeyip devletin bir organı şeklinde görülmesi, dolayısıyla rekabet kurulunun görev kapsamının dışında kalmasıydı.

Mevcut durum zaten rekabet şartlarına aykırı. Tek bir firmanın sağlayabileceği bir sistem için teknik şartname düzenlenip Marka belirtilmemesi işin hukuka uygun olduğunu göstermiyor. Düşünün ki, aynı cihazı temin edip alıp gelseniz bile nasıl sisteme bağlayacağınızla/tanıtacağınızla ilgili elde teknik döküman var mı?

Başka bir firma çıkıp ben de bu cihazı satabilirim dese cihazını bağlayabilir mi?
Mavi BARIŞ ÖZEL EĞİTİM ve REHABİLİTASYON MERKEZİ
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: tartanc, etikgrup

Çözüm Yollarını da Konuşalım! 25 Oca 2015 00:56 #43

  • telkin
  • telkin Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Kıdemli Uye
  • Gönderiler: 69
  • Teşekkür Sayısı: 38
  • Başarı: 3
Faruksevindi, davetiniz için teşekkür eder ancak katılamayacağımı bildirmek isterim.
Toplantılarınız mutlaka çok önemlidir. Ancak toplantılarınızda aldığınız kararları basın yoluyla yada sosyal medyada paylaşırsanız daha çok yankı bulursunuz. Burada birçok kişinin samimi fikir ve düşüncelerini okudum. Özel eğitim adına gerçekten olumlu katkıları olacak insanlar var aranızda.

Özel eğitim alanında gerek müfettişlerden gerek velilerden gelen rapor ve şikâyetler üzerine ortada haksız bir kazancın olduğu saptandı. Bunun üzerine bakanlık bu usulsüzlüğü nasıl kontrol altına alırım diye düşünürken piyasaya damar okuma çıktı. Bazı illerde uygulanan sistem Nisan itibariyle 59 ilde uygulamaya başlayacak. Bu sistem ne kadar doğru amaca ne kadar hizmet edecek bu konu tartışılabilir. Ancak bilinmesi gerekir ki kurumların üzerinde böyle bir kara leke var. Şimdi siz damar okumayı istemeyiz dediğinizde, devlet diyecek ki demek ki bu kurumlar gerçekten usulsüzlük içindeler ki bu sistemi istemiyorlar.

Ayrıca bilgisini aldığım gerçek bir örnek vereceğim. Bir ilimizde bir kurumun 180 tane kayıtlı öğrencisi var. Bu kurum Nisan ayında bu sisteme dahil olacak. Kurumda görevli bir personel, bu aralar yapılan toplantılarda nisan ayı için küçülme, devamında kapatma gibi kararlar alındığını söyledi. İlk etapta 5 tane personeli işten çıkaracakmış. Bu olayın sebebini sorduğumda bu kurumda ki kayıtlı olan 180 tane öğrencinin sadece 80 tanesi kurumda eğitim alıyormuş geriye kalanları kâğıt üzerinde görünüyormuş. Bu sebeple nisan ayında 80 kişilik fatura kurum sahibini kurtarmayacağını düşünerek böyle toplantılar yapıyorlarmış.

İşin açıkçası bu duruma gerçekten çok üzüldüm. Böyle kurumlar var. Bu kurumlar ne servisten ne öğretmen sıkıntısından ne de yönetmelikten kaynaklanan zorluktan dolayı yapmıyorlar bu usulsüzlüğü… Bu kurum köylerdeki öğrencileri kayıt ediyor ama eğitim vermiyor. Acaba yollar kapalı o yüzden mi getiremiyorlar diye sordum. Hayır, ailelerle anlaşmışlar böylece işlerini yürütüyorlarmış. Yaptıkları toplantılarda bu öğrencileri kuruma getirelim eğitim verelim bunlar için ne yapalım diye düşünmüyorlar, çünkü getirmek istemiyorlar iş yükü artacak. Öğrencileri getirse kurumda bulunması gerekirken kahvede oyun oynayan fakat sadece diploması kurumda bulunan öğretmenlerin kuruma gelmesi gerekecek. Bu konular gerçekten sektör adına çok üzücü konular.

Türkiye’de ki bütün kurumlar böyle mi? Tabiki hayır. Alacağınız kararlarda damar okuma sistemini istemiyoruz demeyin ki yanlış anlaşılmayasınız. Kararlarınızda yönetmelikte ki eksikler yanlışlar üzerinde durmalısınız. Bunların değişmesi için bilimsel ve toplumsal çalışmalar seminerler yapmalısınız. Basın yayın organlarına bu yönetmeliğin özel eğitimde ki uygulama zorluklarını aranızda ki tecrübeli ve bilge kişiler çok iyi anlatmalıdırlar. Mesela bir gazeteye haber yaptırabilirsiniz. Yaptıracağınız haberin başlığı için ilk öneriyi de ben vereyim. DEVLET SAYISALLAŞTIRILMIŞ KİMLİK DOĞRULAMA SİSTEMİNİ UYGUN OLMAYAN BİR YÖNETMELİKLE UYGULAMAYA BAŞLADI…
Son Düzenleme: 25 Oca 2015 02:47 yazan telkin. Sebep: Değişiklik
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

Çözüm Yollarını da Konuşalım! 25 Oca 2015 01:14 #44

  • telkin
  • telkin Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Kıdemli Uye
  • Gönderiler: 69
  • Teşekkür Sayısı: 38
  • Başarı: 3
Bazen gereğinden fazla şey yazıyorum. Sakın bana paralel demeyin :) İstiyorum ki getirilen bu sistem ve yönetmelik başta bu çocuklarımızı, eğitimcileri dolayısıyla sektörü farklı yönlerden amacı dışında etkilemesin. Basında yer alacak her türlü olumlu, mantıklı, makul, doğru ve bilimsel önerilerinizin karşılık bulması dileğiyle iyi geceler..
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: tartanc, kurs2, mkirilmaz

Çözüm Yollarını da Konuşalım! 25 Oca 2015 02:12 #45

  • barisltd
  • barisltd Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Platin Uye
  • Cats bite!
  • Gönderiler: 2342
  • Teşekkür Sayısı: 2332
  • Başarı: 9
telkin yazan:
Ayrıca bilgisini aldığım gerçek bir örnek vereceğim.

Sayın telkin,

Verdiğiniz örneğin yanlış olduğunu iddia etmeyeceğim. Muhakkak doğruluk payı vardır.

Ancak, il/ilçe/isim vermeden bu tür suçlamalarda bulunmak sadece o kurumu değil, doğuda çalışan tüm kurumları töhmet altında bırakır. Eğer böyle çalışan bir kurum varsa "söylenti" olarak değil, adres göstererek konuşmak lazım.

Her sepette çürük elma vardır. Bakanlık müfettiş raporlarından bahsetmişsiniz. Doğrudur. Bakanlık müfettişleri 2007'den sonra akıl almaz miktarda yolsuzluk tespitinde bulundurlar ve basında çarşaf çarşaf kesilen cezaların miktarları yayınlandı. Daha sonra kurumların açtığı itiraz davalarıyla bu cezaların %90'ı mahkeme kararlarıyla iptal edildi. Ama kimse bundan bahsetmedi.

Şimdi verdiğiniz örneğe gelecek olursak; 180 kayıtlı öğrenciniz var. Bir kurumun ama maliyet kalemleri kira ve personel giderleridir. 180 öğrenciye ders verecek kapasitede bir mekanınız olması lazım. Daha önemlisi kiralık diploma bile olsa bu kadar öğrenciye yetecek eğitimciniz olması lazım. Diğer gider kalemleri bunların yanında ıvır zıvır kalır. Peki bu kurumun 100 öğrencisinin devam etmemesinden sizce ne karı olabilir?

Söz konusu 100 öğrenci gelse de, gelmese de kuruma maliyeti bellidir.

Diğer taraftan, söz konusu kurum, eğer isterse damar tanımaya rağmen bu işi yine kolayca sürdürebilir. Şöyle ki, kahvede pişpirik oynayıp diploma kiralayan öğretmenler her gün gelip elini okutur gider... Öğrenciler de servislerle toplanıp getirilir, elleri okutulur, bir salonda önlerine televizyon konur, 1 bakıcıyla bırakılır. Ailenin de canına minnet... çocuğu oyalayacak bir yer var.

Peki eğitim?

Gördüğünüz gibi, damar tanıma ödemelerin takibini kamu açısından güvence altına alıyormuş gibi görünebilir.... ama ödenen paranın olması gerektiği gibi kullanıldığını göstermez.

Siz bir veli olarak çocuğunuzu özel okula kaydettirseniz, ödediğiniz paranın karşılığında derslerinin eksiksiz yapılması kaygısı mı duyarsınız, yoksa verilen eğitimin kaliteli olup olmadığına mı bakarsınız? Kendinize okul seçerken "vay canına, şu okulda öğrencilerin derse devamlılığı %100" gibi kriterleri mi dikkate alırsınız, yoksa bu okuldan mezun olanlar mühendis, doktor, mimar oluyor" kısmına mı bakarsınız?

İşte benim sürekli anlatmaya çalıştığım temel yanlışlık bu! Sistemi ödemeler veya eğitimin niceliği üstüne değil, eğitimin niteliği üstüne kurmanız lazım.

***************

Bunlar bir yana; damar tanımaya yapılan itirazların en önemli yanı bunun maliyetli, uygulaması zor ve eğitimi olumsuz etkileyen nitelikte olmasıdır. Ben hiç kimsenin "çocukların devam takibi yapılmasın" dediğini duymadım henüz! Hiç kimse böyle bir gerekçe ileri sürmüyor dikkat ederseniz.

E, o zaman neden itiraz etmeyelim ki?

Evet, yönetmelikteki yanlışlar düzeltilsin. Damar tanıma olsa da, olmasa da zaten yönetmelikteki uygulamalardan şikayetçiyiz. Ama siz "2 kötünün iyisine razı olun" gibi bir şey söylüyorsunuz bize. Ne yapalım? Bakanlıkla pazarlık mı yapalım?
Mavi BARIŞ ÖZEL EĞİTİM ve REHABİLİTASYON MERKEZİ
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: afrin

Çözüm Yollarını da Konuşalım! 25 Oca 2015 02:45 #46

  • telkin
  • telkin Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Kıdemli Uye
  • Gönderiler: 69
  • Teşekkür Sayısı: 38
  • Başarı: 3
barisltd yazan:

Şimdi verdiğiniz örneğe gelecek olursak; 180 kayıtlı öğrenciniz var. Bir kurumun ama maliyet kalemleri kira ve personel giderleridir. 180 öğrenciye ders verecek kapasitede bir mekanınız olması lazım. Daha önemlisi kiralık diploma bile olsa bu kadar öğrenciye yetecek eğitimciniz olması lazım. Diğer gider kalemleri bunların yanında ıvır zıvır kalır. Peki bu kurumun 100 öğrencisinin devam etmemesinden sizce ne karı olabilir?

Söz konusu 100 öğrenci gelse de, gelmese de kuruma maliyeti bellidir.

Söyleyeyim karlarını:
1. Kahvedeki personele diploma karşılığında az bir para verecektir. Öğrenci olmadığı için yerlerine başka usta öğretici felan gibi personel bulundurmayacaktır.
2. Köylere gidip öğrenci almayacağı için servis giderleri olmayacaktır.
3. oralarda mekan kiraları okadar pahalı olmayacaktır.

barisltd yazan:
Diğer taraftan, söz konusu kurum, eğer isterse damar tanımaya rağmen bu işi yine kolayca sürdürebilir. Şöyle ki, kahvede pişpirik oynayıp diploma kiralayan öğretmenler her gün gelip elini okutur gider... Öğrenciler de servislerle toplanıp getirilir, elleri okutulur, bir salonda önlerine televizyon konur, 1 bakıcıyla bırakılır. Ailenin de canına minnet... çocuğu oyalayacak bir yer var.

Peki eğitim?

Gördüğünüz gibi, damar tanıma ödemelerin takibini kamu açısından güvence altına alıyormuş gibi görünebilir.... ama ödenen paranın olması gerektiği gibi kullanıldığını göstermez.

Siz bir veli olarak çocuğunuzu özel okula kaydettirseniz, ödediğiniz paranın karşılığında derslerinin eksiksiz yapılması kaygısı mı duyarsınız, yoksa verilen eğitimin kaliteli olup olmadığına mı bakarsınız? Kendinize okul seçerken "vay canına, şu okulda öğrencilerin derse devamlılığı %100" gibi kriterleri mi dikkate alırsınız, yoksa bu okuldan mezun olanlar mühendis, doktor, mimar oluyor" kısmına mı bakarsınız?

İşte benim sürekli anlatmaya çalıştığım temel yanlışlık bu! Sistemi ödemeler veya eğitimin niceliği üstüne değil, eğitimin niteliği üstüne kurmanız lazım.

Haklısınız bu sistem sadece öğrencinin kuruma gelip gelmediğini kontrol için kurulduğu için yetersizdir. İnşallah en kısa sürede eğitimin niteliği üzerine de sistemler denetimler yaptırımlar gerçekleştirilir. Sırasıyla yapılıyor. ilk olarak çocuğu kuruma getirme sonrasında da getirdiğin bu çocukla nasıl bir eğitim yaptın? Zamanla isteğiniz bu sistemde geliştirilerek entegre edilecektir.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: tartanc

Çözüm Yollarını da Konuşalım! 25 Oca 2015 03:12 #47

  • telkin
  • telkin Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Kıdemli Uye
  • Gönderiler: 69
  • Teşekkür Sayısı: 38
  • Başarı: 3
barisltd yazan:

İşte benim sürekli anlatmaya çalıştığım temel yanlışlık bu! Sistemi ödemeler veya eğitimin niceliği üstüne değil, eğitimin niteliği üstüne kurmanız lazım.

Bahsettiğiniz konuda yapılacak çalışmaları sıralamak istedim.

1. Öncelikle destek eğitim modülleri sil baştan düzenlenmelidir. Bu modüller çocuğun ihtiyaçları gereksinimleri, akademik becerileri ve bireyin topluma kazandırılması açısından gerekli olan amaçlarla donatılmalıdır.
2. RAM'larda olması gereken uzman personel sayısı, niteliği ve yeterlilikleri konusunda çalışmalar yapılmalıdır.
3. RAM'larda bireyler çok daha detaylı olarak değerlendirilmeli, detaylı ve gerekli tüm testler yapılamalı. Hazırlanan yeni modüllere göre çok daha kapsamlı değerlendirmeler yapılmalı. Önerilecek özel eğitim modülleri bireye fayda sağlamalıdır. Kuruma gönderilen raporlar uygulanabilir olmalıdır.
4. Yukarıda yazdığım bu maddeler profesyonel olduğu taktirde artık kurumların denetlenmesine başlanmalıdır.
5. Eğitimin niteliği konusunda başarısız olan kurumlara rapor yenileme sürecinde söz konusu öğrenci için yönlendirme yapılmamalıdır. o çocuğun belirli bir süre en az 1 yıl tekrar o kurumda eğitim alması engellenmelidir.
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.

Çözüm Yollarını da Konuşalım! 25 Oca 2015 09:33 #48

  • sizgin
  • sizgin Kullanıcısının Avatarı
  • Offline
  • Platin Uye
  • Gönderiler: 617
  • Teşekkür Sayısı: 385
  • Başarı: 14
Sayın TELKİN;
5. Eğitimin niteliği konusunda başarısız olan kurumlara rapor yenileme sürecinde söz konusu öğrenci için yönlendirme yapılmamalıdır. o çocuğun belirli bir süre en az 1 yıl tekrar o kurumda eğitim alması engellenmelidir

Bu maddeyi andıran ve inanın daha kapsamlısını ben 5 sene önce bakanlığa sundum. Ne oldu soruşturma geçirdim. Ve gelen teftiş-i harbiyeden arkadaşlar bana art niyetimin olmadığını felan yazdırdı da öyle yırttık :)

Benim önerim;
1-Ramların değerlendirmelerinde kayıtlı olduğu kurumdaki öğretmenleri , fizyoterapisti ve psikoloğu da yer almalıydı
2-Çıkan raporların uygulanabilirliği 15 günlük yasal süre içinde incelenmeli ve itiraz hakkı olmalı. Ancak bu itiraz süresinde rapor başlangıç ve bitiş tarihleriyle ilgili kurumu maddi kaygılara götürecek başka sorunlara yol açması önlenmeli
3-Bireyin bit yılda vermesi gereken ve başarılı olması beklenen hedeflerin hepsini daha erken sürede başarması durumunda -ki bu başarı ramlarda onaylatılmalı- bireyin kalan eğitim seanslarının maddi karşılığının yarısı kurumu bakanlık tarafından ödül olarak verilmeli. Aksi halde başta da söyledim eğitim içerik olarak bir nebze kısır döngüde kalır
4-Belirtilen süreler içerisinde hedeflerin başarı oranlarında beklenen seviyenin altında kalması durumunda geçerli bir mazereti yoksa(hastalık-havale-özel/ailevi durumlar... gibi) kurum o birey için yasaklı listede yer almalı.
5-velilerin kafasına göre kurum değiştirmelerinin önüne geçilmeli, geçerli ve ispatlı nedenler dışında zırt pırt kurum değiştiren velilerin eğitim hakkı 6-12 ve sonrasında süresiz olarak ya engellenmeli ya da aileye maddi ceza verilmeli-mu madde çok tartışılabilinir zira çocuğun bu konuda suçu yok ancak asıl mağdur olan o olabilir
6-Resmi okula giden çocuklarımız işbirliği içerisinde devlet okullarımızla eğitim programları dahilinde akademik derslerinin olduğu saatlerde seanslara alınmasının önü açılmalı (bunu da 2011 yılında eğitimde iyi örnekler çalıştayına sunmuş ve epey alkış almıştım. Gerekçe ise kaynaştırma öğrencilerinin akademik olmayan derslerde yani sosyal ilişkilerin daha aktif kullanıldığı resim müzik beden gibi derslerde yapılması gerektiği, ancak matematik Türkçe gibi derslerde başarısız olduklarından aynı ortamda kalmaları onları kaçınma kaçınma davranışlarına iteceğinden ve aşağılık komplekslerine sürükleyeceğinden başarılı olduğu ortamlarda eğitim vermek gerekir)
7-kaynaştırma öğrencilerimizin okullarında gerekirse destek sınıflar açılmalı ve bu destek sınıflarında bu öğrencilerimize kurumlarımız tarafından gönderilen öğretmenlerce eğitim verilebilmeli, sınıfın materyal boyama ve benzeri tüm işlemlerini kurumlarımız karşılamalı gibi :))
Sus kimseler duymasın, duymasın ölürem ha,
Aymışam yarı gecede, seni bulmuşam sonra...
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
Şu kullanıcı(lar) Teşekkür etti: hancan
Sayfa oluşturma zamanı: 0.462 saniye
Sistem Kunena Forum